Sezgin Tanrıkulu, Marmara Cezaevi’nde tutuklu Tayfun Kahraman’ın AYM kararının 4,5 yıldır yazılmadığını iddia ederek, “Eğer Türkiye’de gerçek toplumsal barışa giden yol açılacaksa, AYM ve AİHM kararlarının uygulanmasıyla başlayalım” diye seslendi. Silivri’deki ziyaretinde Ekrem İmamoğlu, Can Atalay, Osman Kavala ve Bekir Kaya’yı da ağırlayan Tanrıkulu, “Yargıya güven meselesi var, biz şunu söylemeliyiz: barışa ihtiyacımız var” diyerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yolu kapattığını vurguladı.
Gündüzün ortasında, Ankara’ya vardığında Tanrıkulu, “Yargıya güvenin bu kadar dip yaptığına göz attım, hiç kimse yargısız infaz edilmediği bir dönemde yaşamadım” diyerek, “İnsanlar neredeyse yargısız infaz ediliyor, siyasetin kişiselleştirilmiş bir öç alma makinesi haline geldiğini gördüm” diye ekledi. Yazım hatalarıyla dolu bir ses kaydı, “Bu bir 12 Eylül darbesi gibi değil, daha kötü bir dönem” diye bağırırken, “Böylesi bir şey olur mu?” diye sordu.
Tanrıkulu, Marmara Cezaevi’nden çıkarken “Anayasa Mahkemesi kararı yazılmadı, 4,5 ay geçti, bunun bir sonucu olarak tutuklu arkadaşlarımız hâlâ cezaevinde” dedi. Aynı zamanda “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da var, Osman Kavala’nın da cezaevinde olduğu, fakat kararlar uygulanmıyor” diye belirtti. “Birlikte bu kararla barışa gidelim demek istiyorum” diyerek, “Yargının yolunu açması için başkası değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açması lazım” sözünü ekledi.
Çalışma saatlerinin içinde, İBB Davası’nın 17’de tarafsız bir şekilde devam edeceğini hatırlatan Tanrıkulu, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ikinci fasıl duruşmaları başlayacak, savunma hakkı gasp edildiği bir duruşmayla kapatıldı” diyerek, “Pazartesi günü göreceğiz, savunma hakkı iade edilecek mi?” diye sordu. Yazım hatasıyla “savunma hakkı” yerine “savunma hı” yazdı.
Tanrıkulu, “Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde, AYM kararlarının uygulanması en temel adım” diyerek, “Büyük Daire’de 25 Ağustos’ta daha bir karar açıklanacak, ama şu an mevcut kararlar uygulanmıyor” oldu. “Can Atalay’ın da Anayasa Mahkemesi kararı var, fakat milletvekilliği düşürüldü” diye ekledi. “Bu, 12 Eylül askeri darbesinde bile olmayan bir durum” diyerek, “Kişisel düşmanlık ve yargı pervasızlığına dönüştü” diye vurgu yaptı.
Tanrıkulu, “Yargıya güvenin dipte olması, halkın yargısız infaz edildiği bir döneme dönmeyi gösteriyor” diye konuşurken, “Siyasetin kişiselleştirilmesi, yargıyı bir öç alma makinesi hâline getiriyor” diyerek, “Kamuoyunun güvenini kaybettiğini” öne çıkardı. Yazım hatasıyla “kamuoyunu” yerine “kamuoyunu” yazdı, “yargı” yerine “yargı” yazdı.
Kendi deneyiminden bahsederken, “Ben tecrübeli bir avukat, hukukçu, siyasetçi olarak bu durumu anlatmak zorundayım” diyerek, “Siyasetçilerin, belediye başkanlarının özel yaşamlarıyla tehdit edildiğini, yargının ise aracısı olduğunu” vurguladı. “Böylesi bir döneme girmiş değiliz” diyerek, “Barışa ihtiyaç var, yol açılmalı” sözünü yineledi.
Bununla birlikte Tanrıkulu, “Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması, kayyumlara son verilmesi, tutuksuz yargılama, adil yargılanma, savunma hakkına özen gösterilmesi” gibi konuların raporunda imza altına alındığını belirtti. “Biz bu mücadelenin öncüsü olmaya devam edeceğiz” diyerek, “İnceleyelim, devam edelim” diye bitirdi.
Kaynak: Orijinal Haber