Elazığ’dan Ankara’ya çıkan maden işçileri, ücretlerini alamamaları gerekçesiyle kapı kapı eylem yaptılar. 100’ü aşkın işçi gözaltına alınırken, CHP Elazığ milletvekili Gürsel Erol yanlarında. 1.02.2026 tarihinde gerçekleşen bu olayda, işçilerin yattığı yerin derinliklerinde parıldayan gömlekleri, sanki yorgun bir şiir gibi gözler önüne serildi.
Gürsel Erol, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “İşçinin alın terini ödemeyen şirket yönetimi önce bunun hesabını vermelidir. Bakanlık işçinin karşısında değil, yanında olmalıdır,” dedi. 1.02.2026, Ankara, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde, maden işçileri seslerini duyurmak istediler. Erol’un sözleri, sanki bir kapta yankılanan çan gibi duyuldu: “İşçinin alın teri borç değildir, ödenmek zorundadır!”
Elazığ’daki maden işçileri, aylardır ücretlerini bekliyor. Onlara verilen ödeme sözleri tutulmadı. “Ne yaptılar? Hakkını aramak için Ankara’ya geldiler,” diye ekledi Erol. İşçilerin gözaltına alınması, haklarını arayanların sesini susturmakla kalmadı, aynı zamanda bir adaletsizlik tuzağı da oluşturdu. Gözaltına alınan 100’ü aşkın madenci, soğuk bir heybetle mahkemeye götürüldü.
Bakanlık, işçilerin karşısında değildi. Erol, “Hakkını arayan işçiyi susturmak, gözaltına almak, görmezden gelmek çözüm değildir!” diyerek, şirket yönetimine çağrıda bulundu. Şirketler kazancını biliyorsa, işçinin hakkını da bilmelidir. “Elazığ’ın madencisinin emeğini daha fazla yok saymayın,” diye vurgu yaptı.
Bakımcılar, maden işçilerine karşı duyulan empatiyi artırmak için yollara çıktı. Erol, “Ben Elazığ’ın maden işçilerinin yanındayım. Haklarını alıncaya kadar da bu mücadelenin takipçisi olacağım,” diyerek, işçilerin şikayetlerini duyurmanın önemine işaret etti. Mesele sadece maaş değil; alandaki ter, emek, onur. Elazığ’ın madencisi yalnız değildir.
Bakalım bundan sonra ne olacak?
Kaynak: Orijinal Haber