Necmettin Çalışkan: Hukukun Sınavı, Muhalifleri Susturamaz
ANKARA – Hüküm, Saadet Partisi GİK Üyesi ve Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, son dönemde siyasetçiler, medya kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve cemaatlere yönelik operasyonların toplumda endişe oluşturduğunu belirterek, ‘Hukuk, muhalif olanı susturmanın, toplumsal yapıları sindirmenin veya siyasi mücadelede rakipleri etkisizleştirmenin bir aracı olamaz’ dedi.
Çalışkan, sosyal medya hesabındaki tweetinde, iktidarın politikalarını eleştiren siyasetçiden medyaya, STK’lardan cemaatlere kadar genişleyen operasyon ve baskı görüntüleri toplumda ciddi bir endişe yarattığını söyledi. O gün, tweetinde ‘Son dönemde iktidarın politikalarını eleştiren siyasetçiden medyaya…’ diye yazdı. Bu açıklama, halkın gözünde, hukümün adil ve tarafsız kalması gerektiğini vurguladı.
Çalışkan, ‘Hukuk, muhalif olanı susturmanın…’ ifadesiyle, hukümün bir aracının olmadığını, yalnızca adale’nin temin edilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, ‘Furkan Vakfı ve benzeri kurumlara yönelik tutumlarda ölçü alınması gereken tek şey, hukuk ve adalet olmalıdır’ dediklerini ekledi. Bu sözler, hukümün tarafsızlığını ve bağımsızlığını güvence altına almanın önemini vurguluyor.
ANKARA’da yaşanan bu tartışma, hem siyasetin hem de medyanın, hukümün koruyuculuğuna yönelik yeni sorular doğuruyor. Çalışkan’ın açıklaması, kamuoyunda hukümün gerçekten bağımsız olup olmadığı konusunda endişe yarattı. İnsanlar, ‘Huküm bu şekilde işleyip işleyemeyeceği’ sorusunu sordular.
Bakalım, bu açıklamalar sonrası, hukuk devleti kavramı gerçek hayatta nasıl şekillenecek? Halk, bu konuda ne düşünecek?
G
Çalışkan’ın bu sözleri, halkın gözünde hukümün ne kadar bağımsız olabileceği konusunda soru işaretleri yarattı. Birçok vatandaş, ‘Hukuk gerçekten tarafsız mı?’ diye sordu; bazıları ise ‘Bu açıklama, hukümün sadece bir araç değil, gerçek bir devlettiğini gösteriyor’ dedi. Ne zaman, nerede… anlatımın yoğunluğu arttıkça, bu konuda daha fazla görüş ortaya çıkıyor.
Bulanık bu durumun içinde, bazı yargıçların ve hukukçuların da görüşleri karşımıza çıktı. Onlar, hukümün temel prensiplerini korumak için yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Örneğin, adaletin terazisinin siyasi aidiyete göre eğilip bükülmemesi gerektiği konusunda birçok uzman, ‘Hukukun adaletle geçişi’ ifadesini kullanarak açıklama yaptı.
Gelecekte, bu tür operasyonların adalet sistemine etkisi nasıl olacak? Hukümün toplumsal yapıları sindirmeden, muhalifleri susturup susturamayacağı sorusu, tartışmanın merkezine yerleşti. İnsanlar, bu konuda ne düşünecek, ne karar verecek? Görüşler, farklı yönlerden şekillenmeye devam ediyor.
Kaynak: Orijinal Haber

